16 Ağustos 2024 Cuma

İki Köpek

Ben Halit, mahalledekilerin çağırması ile ise Karabaş. Mahallede ismimle sorsanız kimse bilmez ancak Karabaş deyince kime sorsanız gösterirler. Bu mahallede doğdum, burada büyüdüm ve burada ölmekten başka bir hayalim yok. Babamdan kalma tarihi esnaf lokantasını işletiyorum. Önce babam sonra da annem göçtü bu dünyadan. Hayat yükünün hepsi bana kaldı anlayacağınız. 
Hayatım da dükkânım kadar ufacıktır. En önemli arkadaşım ve mahallelinin bana bu lakabı takmasındaki en önemli sebep olan kişi ise Mecit’ tir. Mecit’ in saçları doğuştan beri bembeyazdır. Teni de süt beyazı olunca mahallede ona Kaniş, aşırı derecede esmer olduğumdan da bana da Karabaş lakabını taktılar. Çok adam dövdük bunun için ama nafile. Lakap da isim gibi, yapıştı mı gitmiyor.
Mecit sözleşmeli kargo çalışanı. Ben beni bildim bileli meteliğe kurşun atmada bir dünya markasıdır. Hep kolay yoldan köşeyi dönmeye çalışır ancak bir türlü beceremez. Son zamanlarda parsayı vurmak için didinmesinin de sebebi ise Lavanta’ dır. Lavanta aslında bizim mahallenin güpgüzeli olan Ayşe’dir. Bu onun sahne adı. Çocukluk sevdamız oldu hep. Aslında ikimiz de âşıktık ve biliyorduk bunu ama Mecit daha çok sahiplendi aşkını. “Gizli aşk bu, söyleyemem” diyen şair de bir şekilde âşık olduğunu söylemiş, aşk muhabbetinde ise Kaniş daha cevvaldir.
Gizli gizli buluşmaya, görüşmeye başladıktan sonra iyice değişti Mecit; mahallenin ve benim dükkânın sahibi olan ayrıyeten Lavanta’ nın da patronu Deli Kerim’in tüm tehditlerine karşı para bulmak ve Lavanta’ yı oradan çıkarmak için elinden geleni yaptı; ne işe elini atarsa atsın beceremedi, daha da dibe battı. Hatta Kerim’den aldığı borcu ödeyemediği için pavyonunda garsonluk bile yaptı.
O bunlarla uğraşırken, be dükkânın karşısına açılan ve şehirde on kadar şubesi bulunan lokanta zincirinin durmaksızın dükkânımı eritişine engel olmaya çalışıyordum. Her şeyi deniyordum ancak büyük balığın küçük balığı yutmasına karşı koyamıyordum. Delik gittikçe büyüyor ve yama yapmak için kumaş yetmiyordu.
Mecit, bir gün Lavanta’ yı kaçırmak istediğini söyledi bana. Kabul eder gibi görünmüştüm ancak ben de seviyordum Lavanta’ yı. Bana biraz para ile şehri terk edeceğini ve Lavanta ile yeni bir hayat kuracağını söyledi. Bir şey diyemedim. Böyle zamanlarda sineye çeken birisi olduğumu bildiği için beni ikna etti. Ancak içimi ikna edemediği için kaçmayı planladıkları geceyi Deli Kerim’ e söyledim. Deli Kerim, Kaniş’i öldürdü. Bunu sineye çektim hep; kendi kardeşimi içimde yanıp sönen bir aşk için ölüme sürüklemekten çekinmedim. Dükkânım battı, Kaniş öldü, Lavanta ise başka bir pavyona götürüldü. Kazanmış gibi görünürken her şeyi kaybettim.  
  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kocaman'dı!

    -Bunu söyleyemem ben ağbicim. Şey işte…Görünüyordu. Karşımda, elindeki izmariti izmarit işkence merkezi olan kül tablasında ezip büz...